7 Eylül 2009 Pazartesi

istiklal göklerdedir..



nefis bir eksisözlük (#4635848) komikliğine selam ederek bugünün köftesine geldik.. evet, istiklalin orta yerinde, devasa bir self servis salata barıyla sizi karşılayan yüksek tavanlı temiz bir mekan..

1928 yılında makedon iki kardeş, akhisar'da ufak bir dükkanda; tamamen dana etinden mamul, sadece tuz ve soğandan oluşan, yiyene et tadı veren bir köfteyi, altına kepekli bir tür pideyi tereyağında kızarıp doğrayarak yastık yapıp, ızgara edilmiş yeşil biber ve tavada tereyağıyla ısıtılmış domateslerle birlikte sunmuşlar. 1934 yılında ise şimdi hala faal olan yeni yerlerine geçmişler..

şimdi ise 45 noktaya ulaşmışlar..


köfte fiyatları blogumu takip ediyorsanız bileceğiniz üzere, bir çok mekandan daha hesaplı.. sevdiğim bir mantıktır, sürümden kazanmak..


oldum olası salatayı yemektensonra yiyen bir insan olarak barı transit geçiyorum, amacım köfte. ama bar güzel görünüyor, başka bir zaman salata amaçlı denenebilir..

dünyanın en hızlı köfte çeken adamı da bu mekanda..

köftenin alt katındaki pide, köfte yağıyla beslendiği oranda lezzet kazanıyordu. iskenderdeki gibi bir parça kızgın tereyağı ya da sos istiyor insan.. lakin pide olmasa porsiyon tatmin edici değil, bir buçuk şart.. biber de çok diri, daha öldürülmeliydi kişisel damak zevkime göre..


afiyet olsun..

31 Ağustos 2009 Pazartesi

köftenin takımı olmaz..

köftenin takımı olmaz ama beşiktaş'ta siyah beyaz bu köftelerden yemek sizi rencide edecekse sarı kırmızılarından da deneyebilirsiniz. şimdi tam çarşının göbeğindeyiz, köftelerimiz de meşhur.. 1963'ten beri köfteciyiz, ama ne zaman meşhur olduk, işin o kısmı muamma.. balık pazarından az sonra, devasa stilize kartal heykelinden az önce soldaki sokağın içindeyiz.

köftelerimiz gevrek (evet köftede de olur o) güzel pişmişlerdi. iftar saatinden önceki fırtına sessizliğinde uğramama rağmen yarı yarıya da doluydu. bir piyaz eşliğinde porsiyonun göz doyuruculuk endeksi fena değil, ancak bir dahaki sefere bir buçuk söylenecek, not aldım.

dışardaki tek tek masaların aksine içerde uzun kalabalık masalar var, sosyal fobisi olanlara not olarak düşelim. köfte elitizm kaldırmaz, bunu da ayar olarak notun sonuna ilave ettik.

fiyatlar makul, ortalamalarda. yoğurt için biraz daha özenilseydi iyiydi, minik pastörize yoğurtlar bu şöhreti kaldırmaz..

son olarak bir köftecinin gerekli telefon listesinin en başında kim olur? :)

afiyet olsun...

17 Ağustos 2009 Pazartesi

kuzguncuk'ta da köfte var..

işte yılların klas köfte salonu.. kadir abinin yeri.. kuzguncuk ışıklardan girince solda manavın hemen yanında.. farketmemeniz imkansız zaten.. köftelerini yiyince de unutmanız..

geçen senelerde hangi akla uyup bilmem, bir süre kuru temizleme dükkanı açıp, çok şükür ki onu sürdüremeyip tekrar köfteciye dönüş yaptılar..

erken-öğlen bir saatte başlayan servis akşam 10 civarına kadar devam ediyor ama siz yine de işi şansa bırakmayıp daha erken gidin, bazı zamanlar köfte kalmıyor.. piyazı ise genellikle köfteden evvel bitiyor.. bu durudma salataya talim..

köfte her daim leziz, garnitürü biraz az da olsa gerçek zeytinyağı ilaveli piyaz takviyesiyle tatmin edici bir deneyim sağlıyor. ederi 8,50 türk lirası. yemek sonrası kuzguncuk sefası da cabası.. sahildeki çınaraltında nefis türk kahvesi tavsiye olunur..

afiyet olsun..

31 Temmuz 2009 Cuma

uzun baca, uzun bıyık..

beşiktaştaydık dün gece. üst geçit ve alkım kitabevinin yanından girdik ve caddeboyundaki köftecilerden birinde durduk. oldukça uzun bacasıyla dikkat çeken arabadaki bu yapılanma komşular rahatsız olmasınlar diyeymiş. bir an radyo yayını yaptıklarından da şüphelenmedik değil. köftelerin etlerini de aldığı kasabın önüne gece 22'den sonra çıkan ibrahim balta 20'den itibaren hemen sokak içinde hazırlıklarına başlıyor. daha önce sokak içinde dükkan da işleten ibrahim abi 50 yıldır oralarda, genç görünmesinin sebebi saç boyası :)

köfteleri beklerken sohbet etme fırsatı buluyoruz, geçmişini tüm samimiyetiyle anlatıyor. şimdilerde beraber köfte işini yaptıkları nazmiye hanımla tanışıp evlenene kadar oldukça hareketli bir geçmişi olmuş kendisinin, şimdilerde durulmuş.

nazmiye hanımın kendi yaptığı köfteleri elemanları pişiriyor. yarım ekmek içinde beş köfte ve dilediğince gerçekten közlenmiş biberle teslim alan kişi, hemen yandaki açık büfeden özgürce soğan, domates, biber, kekik, maydonoz doldurabiliyor ekmeğine. ederi 4 lira.

ayranın 1 lira olduğu müessese hijyen konusunda da gayet iyi durumda.

22'de başlayan servis sabah 06-07'lere kadar devam ediyor. ağırlıklı olarak öğrencilerin oluşturduğu müşterilerin arasında paket yapıp eve götüren ev hanımları da dikkat çekiyor. ibrahim abi müşterilerle yakın temasta olmayı seviyor, müessesenin ikramı olan çayı içmeden kalkmak da yürek istiyor. (bkz. ibrahim abinin bıyıkları)




30 Temmuz 2009 Perşembe

izmire gideriken gölyazıdan geçeriken..

bursa otobanından çıktıktan bi süre sonra insan acıkır ya hani.. uluabat gölünün kıyısında ama yolun karşısında aniden gözünüze çarpar gölbaşı köftecisi.. tereddütsüz çekersiniz sağa, serin hafif esintili verandaya kurulursunuz. köfte, evet köfte!

hafif esintili bir veranda. erken öğlen bir vakit olduğu için yollar kadar veranda da sakin. ben gideren hareketlenmeye başlamıştı.

göl, yolun karşısında.

ve köfteler çok gecikmeden gelir. 24 saat açık olan müessesede her saat köfteye ulaşmak mümkün. yoğurt lezzetli, lakin araç kullanacaksanız ve uyku yaparsa bünyenize, dikkatli olun. közlenmiş biber güzel detay, şöyle bir ızgaradan geçirilmiş yalancı közde biberden hiç hoşlanmam, yapma o vakit. közde biber ölmüş olmalı..


köfte porsiyonu açlık durumunuza göre kesmeyebilir. yoğurt ve ekmek takviyesi, ya da köfteyi bir buçuklatmak olası. bir porsiyonu 6,50 lira, gayet makul. lezzeti tatmin edici. köftenin kıymasal herhangi bir sorunu yok. yola mutlulukla devam edebiliriz artık, afiyet olsun.

24 Nisan 2009 Cuma

çukurcumada hisko, kardeşlerin en iyisi

tabi bu kendi iddiası, kardeşlerinin köftesini yemişliğimiz yok. fransız sokağının alt girişine gelmeden hemen sağda. 1976 dan beri aynı dükkanda, öncesinde daha aşağıda yine yakınlardaymış. bütün kardeşleri bu işin içindeymiş, evveliyatında beraber de çalışmışlar ama tövbe edip şimdi sadece kızkardeşiyle yapıyorlar köfteleri.

köftenin dışında pirzola gibi et mamülleri ve birkaç çeşit ev yemeği de bulmak mümkün. ama esas hüneri köfte.

pek iddialı olmayan patates kızartması ve pilavın da bulunduğu tabağı közde biber ve ekmek kızartması şenlendiriyor. piyaz ise ne yazık ki ayçiçek yağıyla.. köftesinin formülünü "1 kilo kıymaya 100 gram ekmek" olarak açıklıyor ama başka hiç bir şey koymadığına kasabının bile inanmadığını ekliyor.

bu köfte tabağı ve piyaza ödenecek rakam 1o lira. sabah 10-11 gibi açılan dükkan gece de yine aynı saatlerde kapanıyor. haber yaptığım her köfteciye tekrar uğradığım gibi bir öğlen saatinde tekrar uğramak üzere ayrılıyorum. afiyet olsun :)

11 Nisan 2009 Cumartesi

sultanahmet'te başka ne yenir ki..

yazdan kalma bir gün (geçen yazdan), bu yaz bi türlü gelmiyor. cumartesi güneşi altında tramvaydan "köfteeee!!.." diye attık kendimizi meriçle.. tramvay durağını köftecilerin önüne yaparsan olacağı bu. üstelik de kuyruk bekledik, neyse ki telsizli dört kata yayılmış operasyon çok sıkı ve fazla beklemiyorsun, ikişer üçer masalara konuşlanıyorsun..

çok geçmeden köftelerimiz de geldi. fotoğraftaki porsiyonlar 1 1/2 (bir buçuk) yanında sadece turşu biber geliyor. acı sos ise orta karar. dayanılmayacak acısı yok. inanılmaz bi sirkülasyon, ocak sürekli çalışıyor ve köftelerin kıvam ve lezzetleri oldukça iyi. ama közde biber ne de güzel yakışırdı şu köftelerin koluna.. 

fiyatlar da tatminkar. ortalamanın biraz üstünde olduğunu söyleyebilirim onu da turistik sultanahmet atmosferine veriyoruz. (bugün oldukça uzlaşmacım sanırım) köfteler oldukça cüsseli olduğu için yanına pilav ya da başka doyurucular gerekmedi ancak bir piyaz bir yoğurt bunlar güzel şeyler.. 


unutmadan, yanınızda nakitle gidiniz, kredi kartları burda geçmiyor.

afiyet olsun..